Facebook yine sitesinde görünüm değişikliğine gitti.

0

Facebook yine sitesinde görünüm değişikliğine gitti.

Bu defa profil görünümleri değiştirildi. Yeni profil  görünümünde  resim ve videolar ön planda tutulmaktadır. Eskisine göre daha güzel yada kötü olduğu tartışlır bi konu . Bu görnünümü beğenende var beğenmeyende . Fakat facebook bu yeni görünümde geri adım koymamış.

Evet yanlış duymadınız bu yeni profil görünümüne geçtikten sonra eski profil görünümünüze geçemiyorsunuz malesef.

O yüzden yeni profil görünümüne geçmeden evvel birkez daha düşünün.

Örneğin yeni profil görünümüne geçmiş bi arkadaşınızın profiline gittiğinizde sizinde denemenizi öneren bi kutucuk olduğunda ona tıkladığınız an yeni görünüme geçmiş bulunacaksınız.

Facebook yeni profil görünümüne buradan geçebilirsiniz .

Not: Tekrar belirtiyorum asla dönüşü yoktur …

KAYNAK: Yazinin devami ve orjinaline buradan ulasabilirsiniz: http://www.maxportal.net/tag/facebook-yeni-gorunume-gecmek#ixzz1kh3AeklO

Öyle garip bir dünya…

0

“Allah der ki, kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ve ekler, onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur. Aklın şaşar dostun düşmana dönüşür. Düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya… Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur… Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; öldüm der durur yinede yaşarsın…”

 

Yazar: “ALINTIDIR”

boş bardak..

0

Bugün senle konuşmak değil niyetim
Galiba artık yapamıyorum
Sürsün isterdim kendimi kandırarak
Yalanla yüz göz olamıyorum

Her insan bazen şaşar
Kendi sınırlarını aşar
Sen ne söylersen söyle
Boş bardak bir gün taşar

Başka bir şehirde karşılaşırmışız
Dostça ayrılalım belki selamlaşırız
Birimiz tek birimiz çiftsek eğer
İşte o zaman konuşmadan uzaklaşırız

 

Yazar:”ALINTIDIR”

saygılar!!!

0

kazandıklarımla kaybettiklerimi ayrıştıralı çok oldu..uğruna canımı veririm dediğim insanların sırası değişti bende.. susmuyorum artık..her şeyimi sıfırladığım günlerde kim varsa yanımda O dur benim Canım..benim kıyamadıklarım değil bana kıyamayanlar değerli artık bende..eksilende siz eksiltende.. değer biçtiğim halde değersizleşende..kalpsiz değilim ama renksiz duygularım var.dilsiz değilim ama bazen suskunluklarım var.Susuyorum ama her şeyin bi yeri Zamanı var Göz kırpma saygılar !!!

 

Yazar: “Alıntıdır”

sen benim….

0

Sen benim;
Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin..
Ve herkesi olduğu gibi kabuL edişimsin..
Sen benim;
Bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin,
ve kapanmayan avuç içimsin..
“Mevlana”

al benden de o kadar!!!

0

Kaybettiğim en anlamlı zafersin, kazanamadığım tek mağlubiyet ayrıca. Şimdi sana gecikmemi algılayabiliyor musun? Her gidişinde biraz daha fire veriyor içimdeki hayal gücü Son derece geniş kelime ordusu Ve benim mecburen sığ ormanların ardına saklanmam icap ediyor demiştin ya hani. Ben o an ağzımdaki vatansız mermiye ayıp olmasın diye sussam da, Şimdi o vahim sözlerini şöyle yanıtlıyorum;~Al benden de o kadar!!!

 

 

 

Yazar: “Alıntıdır”

Kıyamam sana

0

Bir gün anlayacaksın neden sessizce gittiğim, Senden vazgeçmek uğruna nasıl bir savaş verdiğimi Mevsim kış olur hani bir yudum güneş bulamazsın Sonsuz uçurumlardaki çiçeklere dokunamazsın Her sabah bir sayfa daha eksilip gidiyor ömrümden Ömrümün yıkıntılarında can çekişiyor umutlarım Ellerimde acılar ellerini tutamam kıyamam kıyamam sana Yollarımda ayaz var yaklaşma yollarıma kıyamam kıyamam sana Karanlık gecelere ortak edemem seni kıyamam kıyamam sana

 

Yazar: “ALINTIDIR” – LEMAN SAM

Erdemle insanca yaşamak…

0

Timsahla filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder.

Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar. Fakat sonuç hüsrandır. Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de tazecik yapraklar hiç de değerli değildir.

Çift, sonunda anlar ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de teknik olarak doğru davranış eşi için “en değerli” olanı vermektir.

Sonuç olarak, fil timsaha hortumuyla tuttuğu ve zaten yemeyeceği balıkları, timsah da gölün dibinden kopardığı ve zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar. Mutlu olurlar; çünkü birbirlerini anlamaya vakit ayırmışlardır. İkisi de “Ben elimden geleni yapıyorum ya!” savunmasına girmemiştir.

Bu kısa masalı yabana atmayın. En az fil ve timsah kadar yabancıyız birbirimize. Erkeklerin kadınların ne istediği konusunda teknik ve detaylı çalışmalara ihtiyacı var. Kadınların da hiç şüphesiz erkeklerin ne istediği üzerine kafa yormaları gerekiyor…

Bence ikili ilişkilerde Çiftler konuşmayı beceremiyor kaçmak daha kolay geliyor…Ortak değerlerin araştırıldığı, ortak faaliyetlere zaman ayrıldığı, çiftlerin konuşabildiği, bireyselliğe de alan tanıyan bir yapıdır. Bizde konuşarak anlaşma kısmı gerçekleşmedi. En önemli fark o. Çiftler, özellikle de erkekler, eşlerine duygu ve düşüncelerini ifade etmiyor, etmeyi bilmiyorlar. Önlerinde model yok. Konuşmayı beceremeyince de, kaçıyorlar.

Ve biz kadınlar yetiştirdiğimiz erkeği sorgulamaya başlıyoruz erkek küçüklükten itibaren aile içinde el üstünde tutulmaktadır paşa olarak yetiştirilmektedir. Bu yüzden narsisistik eğilimleri gelişiyor narsisistik özellikleri çok güçlü kişiler… Bu kişiler sınırsız bir beğenilme ihtiyacı içerisindedir. İstekleri yerine getilmediğinde parlarlar. Dışarıda sempatik, anlayışlı kibar, hayranlık uyandıran tiplerdir ancak ikili ilişkide farklıdırlar. Paylaşmayı beceremezler, empati becerileri zayıftır, öfke kontrolleri düşüktür, eşlerinin gücünü bir tehdit olarak algılar ve azaltmaya çalışırlar. Eğer başarılı olup eşlerini güçsüzleştirirlerse, bu defa da güçsüzlüğe tahammül edemedikleri için ilişkiden uzaklaşırlar. Türkiye’de, özellikle erkekler arasında narsisistik kişilerin oranı bana göre Batı’ya oranla daha yüksek.

İnsanın doğasında dürüstlük vardır. Çocukların akıllarına geleni söylemesi bundandır. Fakat şartlar insanların dürüst olmasını engelleyebiliyor. Ya dürüst olduğunuzda yapıcı bir ortam bulamıyor ve cezalandırılıyorsunuz, ya da problemi nasıl çözeceğinizi bilmiyorsunuz.

Önemli olan ego ben ve düz mantıktan sıyrılıp kadın erkek ayrımı yapmadan sevgiyle erdemle insanca yaşamak…

za

artık özgürüm……

0

Canım acıyor, yüreğim darmadağın, her yerimde dolaşan karanlık bir bulut topluluğu, içimdeki kasvet giderek artmakta,

Ellerimi o billur gibi suya daldırıp yüzüme vurduğumda, su damlacıklarının yüzümde çıkarttıkları sesleri duyuyorum…

Karanlık bi odadayım, camın kenarında perdeden kurtulup sanki bana ulaşmaya çalışan ışığa doğru bakıyorum..

İçimdeki karanlıktan artakalan o küçücük yere ulaşmaya çalıştığını hissediyorum ışığın…

Etrafıma bakıyorum, artık gözlerimde karanlığa alıştı, göremediğim ve görmek istediğim her şeyi görüyorum.

Önüme bir yol çıkıyor, ağaçlar içerisinden geçen, sonunu göremediğim bir yol bu.. Beni götürüyor buralardan…

İçerisinde bulunduğum ortamdan, çekip çıkartıyor beni… Kollarımdan tutup, gökyüzüne doğru havalandırıyor…

içimdeki kara bulutların arkamdan yavaş yavaş beni terk ettiğini görüyorum.. Yüreğim hafiflediğini hissediyorum…

bir kuşun yuvadan ilk uçuşu gibi içime bir heyecan kaplıyor…. “artık özgürüm, özgür…..”

 

 

Yazan: Coşkan KAVASOĞLU

 

 

 

 

 

Gidiyorum

0

Ben ‘gidiyorum’ dediğimde, ‘gitme’ diyen birini değil.. “Ben de geliyorum yalnız gidemezsin!” diyen birini istiyorum.

olamayız….

0

Karışık duygular sürekli başımda…Elimi uzatsam dokunamayacağım kadar uzağımdasın…. Ne kadar kalbim senin için atsa da, biz aynı havayı soluyan, farklı dünyaların insanıyız… biz birbirimizin olamayız….İstesekte olamayız, olamayız……..

Yazar: Coşkan KAVASOĞLU

bize yeter…

0

Ben, sen ne fark eder,

Aynı kalpte yaşamak güzel,

Hayat gelip geçer,

Aşkımız sonsuza kadar sürer,

Rüyamız gerçek olsun bize yeter…

Yazar : Coşkan KAVASOĞLU

ya da galiba saçmalıyorum…

0

Beklemenin acımasız ızdırabını yaşarken,

Çok değil, biraz ilgi bekliyorum…

Kalbimin bütün kapılarını sana açmışken,

Bu kadar uzak kalmanını anlamıyorum,

Ya da galiba saçmalıyorum….

..

Yazar: Coşkan KAVASOĞLU

bir pazar günü…

0

Bekarsan ve evde tek yaşıyorsan, erken kalmana gerek yok demektir. EE malum bir sürü iş var, temizlik, çamaşır, yemek, bulaşık, ütü :( offff yazarken bile içime sıkıntı geldi… Tabi bunların yanında gezmeyi de ihmal etmemek lazım. Bu kadar işi yaparken, olmazsa olmazlardan msn’de arkadaşlarla sohbet, telefonla yapılan aramalara cevap verme :) ,   facebook’ta güzel gördüğüm video paylaşımları da cabası :)

Geç kalkınca ve bu kadar işi yapınca hemen akşam oluyor tabi ki, sonra pc başına geçip birde sürekli ihmal ettiğim derslerime göz attım mı (bunu yazarken bile kendimi kandırıyorum, çünkü çalışmayacağım) , al sana işte pazar bitti… Bir sonra ki pazar daha farklı şeyler yaparsam, sizinle paylaşacağım…

İçim bi tuhaf bu günlerde…

0

Sensiz geçen günlerimin esareti başımda,

Yanıyor…yanıyor… yüreğim, gözlerinin derinliklerinde,

İçim bir tuhaf bu günlerde…

Belki de aradığım, hiç bulamayacağımı sandığım aşkım gözlerimin önünde….

Elini tutmak, tenine dokunmak… kalbimi yerinden fırlatacak….

İçim bir tuhaf bu günlerde…

Sesini özledim… seni özledim…gözlerini özledim,

O narin, O masum bedenindeki, cesareti…sıcaklığı…temizliği…farkettim,

Bakmaya kıyamazsın yaa… Evet, sana bakmaya kıyamadım bitanem…

İçim bi tuhaf bu günlerde…

İçim bi tuhaf bu günlerde…

Yazar: Coşkan KAVASOĞLU, özel birine…

Hoşgeldin Kadınım

0

Sevgilim
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte
Yani yürekte, yürekte

Mesela bir barikatta dövüşerek
Mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu
Ölmek ayıp olur mu
Olmaz

Sevgilim
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte
Yani yürekte, yürekte sevgilim yürekte..

Seversin dünyayı doludizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin ondan
Ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın seni sevmesi şart mı,
Değil…

Tahir i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte
Yani yürekte, yürekte gülüm yürekte yürekte

Hoşgeldin kadınım
Hoşgeldin kadınım
Yorulmuşsundur
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
Ne gül suyu ne gümüş leğenim var

Susamışsındır sevgilim
Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
Acıkmışsındır
Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi esir ve yoksuldur odam

Hoşgeldin kadınım, kadınım hoşgeldin
Hoşgeldin gülüm
Ayağını bastın odama
Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi…
Kurban olduğum güldün
Güldün
Güller açıldı penceremin demirlerinde
Ağladın
Avuçlarıma döküldü inciler
Gönlüm gibi zengin
Hürriyet gibi aydınlık oldu odam
Hoşgeldin kadınım
Hoşgeldin kadınım
Hoşgeldin kadınım
Hoşgeldin sevgilim
Hoşgeldin…

YAZAR: “ALINTIDIR”

anladım ..

0
Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi
bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak,dinleyerek değil..

Bildiklerini bana neden
anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında
gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını
anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacım var, gel ! ”
diyebilmekmiş güçlü olmak,

Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum”
diyebilmekmiş sevmek,

Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir
çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı
sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ”affet beni” diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak,

Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
bir gün affedilmeyi,

Beni afetmeni ölürcesine istediğimde
anladım..

Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
kadar sevmekmiş ..

Yazar: “ALINTIDIR” “BAHAR’a teşekkürler”

hoşçakal şirinem…

0

hani derler yaaa….. elindekinin kıymetini kaybedince anlarsın diye…. senin kıymetin belki daha kaybetmeden anladım… ama yinede çok geç kaldım….zamanı geri alabilsem…. kendim için doğru bildiklerimin aslında sadece benden bişeyler götürdüğünü anlayabilsem…., belkide herşey çok farklı olacaklı bizim için… yine de senin kalbinde bir zamanlar bir yere sahip olduğumu bilmek… dünyalara bedel be şirinem… artık yoksun…. artık benim değilsin…. gözlerine bakarak içimdeki duyguları anlatamadım belki… yada gözlerine bakamadım bile daha doğrusu…. belki de seni hak etmedim hiç… şunu çok iyi biliyorum artık… ben seni gerçekten çok seviyorum…. hoşçakal şirinem… hoşçakal….

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

yalan be bitanem…

0

her kaybedişimin, bir kazanca ….. her umutsuzluğumun, bir umuda ……

her ızdırabımın, bir feraha …….her hüznümün, bir mutluluğa…….

ulaşacağını bilsem bile……

sen olmayınca sevinçlerimin hepsi yalan be bitanem…..

yalan be bitanem…

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

beni yanlız bırakma…

0

sensizliğin uçsuz kıyısında dururken,

yokluğunu derin derin içime çekerim,

içimdeki kopan fırtınıları

karanlığa karışan sessiz çığlığımı

gözlerine bakarken sözleyemezken,

ne olur şirinem beni yanlız bırakma…

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

Sahi, becerebilir misin..?

0

Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil…Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan… usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

IMG_2827

gitme kal diyemedim…

0

arkanı dönüp giderken
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
kızdım ,bağırdım , haykırdım
…isyan ettim
kilit vurdum ağzıma
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
kahrolası kalbimdur gitme diyemedim
gittinardında sonbahar rüzgarları esti
savruldum oradan oraya yaprak yaprak
yaprak yaprak döküldü hayallerim sokaklara
yağmurlar yağdı üstüme, kimsesizlikler yağdı
bir çocuk üşüdü elleri cebinde
bir gelincik titredi dalında
bir dağ yandı, bir ırmak ağladı
gitti
nardından bakakaldım öylece
rüyalarım sende kaldı, umutlarım sende
kızdım ,bağırdım , haykırdım
isyan ettimyine de söylemedim seni sevdiğimi
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gitme kal diyemedim.

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

beni unutma….

0

Bir gün gelir de unuturmuş insan,
en sevdiği hatıraları bile…
Bari sen her gece yorgun sesiyle,
saat on ikiyi vurduğu zaman,
beni unutma!
…Çünkü ben her gece o saatlerde,
seni yaşar ve seni düşünürüm…
Hayal içinde perişan yürürüm…
Sen de karanlığın sustuğu yerde,
beni unutma!
O saatlerde serpilir gülüşün
bir avuç su gibi içime, ey yar!
Senin de başında o çılgın rüzgar
deli deli esiverirse bir gün,
beni unutma!
Ben ayağımda çarık, elimde asa
senin için şu yollara düşmüşüm…
Senelerce sonra sana dönüşüm,
bir mahşer gününe de rastlasa
beni unutma!
Hala duruyorsa yeşil elbisen
onu bir gün benim için giy…
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ,
ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
beni unutma!
Büyük acılara tutuştuğum gün
çok uzaklarda da olsan yine gel…
Bu ölürcesine sevdiğine gel!
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün,
Beni unutma… BENİ UNUTMA!

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

aşk bu değil midir?…

0

İnsan Aşık Olduğunda Ona ne Kadar KIRGIN Ne Kadar KIZGIN Olsada Hep Atacağı Bir Tek Msj ‘ı Bekler… Eğer Gelmeyeceğinden Eminse ,Önceden Attığı Mesajları Okur Yada Telefonunun Titreşimde Olduğunun Bile Bile Her Dakika Belki Hissetmemişimdir Diye Tekrar Telefona Bakar : AŞK Bu Değilmidir ?

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

seçim sırası…

0

Kimseyi değiştiremezsin hayatta… Ve kimse için de değişmemelisin… Kimliğini kaybettiğin an yaşamını çöpe attın demektir…Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle… Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için…Yanındakiler seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında!!!!!!!!

YAZAR: “alıntıdır”

hayattan bir kesit!

0

İster dertsiz desinler ister çocuk, ister çokbilmiş desinler ister kendini beğenmiş umurumda değil.. Yaşadığım dünyada baş rolünü oynadığım hayatımın nasıl tüm acılarını bir tek ben çekiyorsam bütün doğrularını da ben belirlerim… Dünyadaki herkes kendi filminde figüran olsa dahi kendi filmimde ben hep yönetmenim…

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

imkansız…

0

Aşk kaçmaktan çok kovalamayı sever,
Görmekten çok özlemeyi,
Dokunmaktan çok düşlemeyi…
Ve aşk öyle haindir ki;
…Nerde imkansız varsa onu sever.

YAZAR: Coşkan KAVASOĞLU

sAf

0

Gülmek; “SAF” denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise; “DUYGUSAL” görünme riskini… …Birine yakınlaşmak; “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini, Duygularını açmak; “KENDİNİ ORTAYA KOYMA” riskini, Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; “ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA” riskini göze almaktır. Sevmek; “KARŞILIK GÖREMEME” riskini… Yaşamak ise; “ÖLME” riskini göze almaktır. Umutlanmak; “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini Çabalamak ise; “BAŞARISIZ OLMA” riskini göze almaktır… Ama riskler yaşanmalıdır, çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden konunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

YAZAR: “ALINTIDIR”

Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara…

0

Yorulacaksan, zorlanacaksan, şikayetçi olacaksan, keşkelere sığınacaksan,söze “ama” diye başlayacaksan, girme aşk yoluna; aşk yolunda “u” dönüşü yoktur! Aşk der ki sana: Yolumdaysan başım feda yoluna,ama bil ki seninde başını isterim yoluma. Kahır, kapris gelecekse senden amenna! Ama ayağına diken batarsa yolumda ah ed…………ip vahlanma!… Aşk bilek gücü değil “YÜREKTİR”!!! Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara…

Go to Top